| JV color JV color JV color
Perşembe, 09 Eylül 2010 - Giriş Yap

KÖŞE YAZARLARI

ÖZCAN IŞIKLAR, BASIN BAYRAMI VE SANSÜR

News image

Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın bilmem kaçıncı kez tanıtımını ve açılış kokteylini yaptığı “İşe adam yerleştiriyoruz göz boyama ofisi” ile bizden başka yapan yok dediği ama Beyoğlu belediyesi ile birçok AKP’li belediye... Devam>>

-
+
1

NESRİN ÖZALP - AYNA

TAM FESTİVALLİK BİR FESTİVAL

News image

Silivri Belediyesi adından başka yerde olmayan başından sonuna organizasyon bozukluğu içinde geçen bir “sözde yoğurt festivali” rezaleti düzenledi ki akıllara durgun verdi.... Devam>>

-
+
1

TANSU BAYRAKDAR - BİZ DİYORUZ Kİ

İNSAN DENEN MEÇHUL

News image

Evet, “İnsan bilen ama bilinmeyen bir mahlûktur” mahlûk kelimesini bile, bile kullandım. Sözlük anlamı Hayvan, Hayvanat, Yont, Hayvancık, Direy, Çıvgar, Yaratık, Nebat beğen beğendiğini, hangisini beğenirsen uyar.... Devam>>

-
+
1

HAYRİ GÜNEL - HALK GÜNÜ

ACIYORSAM SANA, ANAM AVRADIM OLSUN

News image

ÖZCAN IŞIKLAR (9) Bu Özcan Işıklar “yaman” adam vesselam. Son gelen duyumlara göre, partisinin ilçe başkanını “Ankara”ya göndermenin yollarını arıyormuş.... Devamı

-
+
1

MÜGE CESUR

ÖMER ÇETİN’E NE LAZIM?

News image

    Silivri’den ayrılalı neredeyse 1 sene olacak. Ara sıra fırsat buldukça gelmeye çalışsam da;  havasını, sokaklarını, insanlarını ve hatta dedikodularını bile çok özlüyorum. ... Devam>>

-
+
1

RAMAZAN IŞIKLAR - KIRMIZI ÇİZGİLER

TOPAL ÖRDEK (LAME DUCK)

News image

Topal Ördek ( Lame Duck )  Amerikalıların siyasi bakımdan topallayanlar, aldıkları siyasi yaralar yüzünden siyaset sahnesinden ayrılmak üzere olanlar için kullandıkları bir ... Devam>>

-
+
1

BU HABER İLE İLİŞKİLİ HABERLER

DİĞER HABERLER

BAYRAMINIZI KUTLARIZ

News image

Silivri Medya Grup olarak bayramınızı en içten dileklerimizler kutlar esenlikler dileriz.... Devam>>

Güncel | Çarşamba, 8 Eylül 2010

SİLİVRİ EMNİYETİ SUÇLULARIN ENSESİNDE

News image

Silivri Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler gece gündüz çalışarak suçlulara göz açtırmıy... Devam>>

Yaşam | Pazartesi, 6 Eylül 2010

EYLÜL MECLİSİ TOPLANIYOR

News image

Kızılay’a yer tahsisi tartışmalı gündem maddesinin de bulunduğu Silivri Belediye Meclisi’nin 06 Eylül Pazartesi günü Saat 14.30’da Belediye Meclis Salonu’nda Eylül ayı ilk oturumunu gerçekleştirecek.... Devam>>

Güncel | Pazar, 5 Eylül 2010

DEĞİRMENCİ: AKP YASAYA, YASAĞA UYMUYOR

News image

CHP Silivri İlçe Başkanı Selami Değirmenci, bir basın toplantısı düzenleyerek Seçim yasaklarını uygulamaları için Emniyet ve Jandarmayı göreve davet ettiklerini söyledi.... Devam>>

Siyasi | Perşembe, 2 Eylül 2010

DEĞİRMENCİ İLE ALBAYRAK TARTIŞTI

News image

Geçtiğimiz Akşam CHP İlçe Örgütünün referandum propaganda çalışmaları sırasında Değirmenköy’de yapılan kahve toplantısında CHP Silivri İlçe Başkanı Selami Değirmenci ile CHP İl Genel Meclis Üyesi Gürcan Albayrak vatandaşların önünde tartıştı... Devam>>

Siyasi | Perşembe, 2 Eylül 2010

KARAKAŞ’A TABAKOĞLU’NDAN YANIT

News image

SİBESO Başkanı Ali Tabakoğlu, AKP Silivri İlçe Başkanı Metin Karakaş’ın geçtiğimiz hafta düzenlediği basın toplantısında kendisi ve esnaf odası hakkında yaptığı eleştirilere yazılı bir açıklama ile yanıt verdi.... Devam>>

Siyasi | Perşembe, 2 Eylül 2010

ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

News image

  30 Ağustos Zafer Bayramı ve Zafer Haftası tüm yurtta olduğu gibi Silivri’de de törenlerle kut... Devam>>

Yaşam | Pazartesi, 30 Ağustos 2010

SİAD'IN GELENEKSEL İFTAR YEMEĞİ

News image

Silivri Sanayici ve İşadamları Derneği, her yıl düzenlediği geleneksel iftar yemeğini Klassis Otel'de düzenled... Devam>>

Yaşam | Cuma, 27 Ağustos 2010

KARAKAŞ CHP'Yİ DE TOPA TUTTU

News image

  12 Eylül Pazar günü yapılacak olan referandum öncesi bir basın toplantısı düzenleyen AKP Silivri İlçe Başkanı Metin Karakaş Silivri CHP ve CHP Silivri İlçe Başkanı Selami Değirmenci’yi de topa tuttu.... Devam>>

Siyasi | Perşembe, 26 Ağustos 2010

KARAKAŞ'TAN, IŞIKLAR'A SALVO

News image

12 Eylül Pazar günü yapılacak olan referandum öncesi bir basın toplantısı düzenleyen AKP Silivri İlçe Başkanı Metin Karakaş, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar için “Belediye Başkanımızın siyaset yapmasına biz karşı değiliz.... Devam>>

Siyasi | Perşembe, 26 Ağustos 2010

-
+
3
UTANMAK LAZIM! ARLANMAK İÇİN BU ŞART ÇÜNKÜ PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
KÖŞE YAZARLARI - Hayri Günel - Halk Günü

alt

ÖZCAN IŞIKLAR (7)

Basın Bayramı deyip muhalif olanlar dışındaki bütün gazetecileri toplayacaksın,

sonra içlerinden birini, üstelik de ilçenin sayılı kalemlerinden birini,

onca çağrıya rağmen hala belediye bünyesinde hangi sıfat ve statüyle görev (!) yaptığı (!) her ne hikmetse bir türlü “açıklanamayan” adamın teki “dövmeye”

Evet “d-ö-v-m-e-y-e” yeltenecek.

Niye?

O gazeteci, “o adamın teki”ni, bir yazısında eleştirmiş diye!

“O adamın teki” gazeteciye saldırırken Özcan Işıklar ne yapmış?

Hiç! Koskoca bir hiç!

Öylece seyretmiş.

Her şey olup bittikten sonra da timsahları kıskandırmış.

Cihangir Davutoğlu bu ilçenin “onurlarındandır” ve asla “yalnız” değildir”

“O adamın teki”nden diğerlerine kadar herkes bunu böyle bilsin.

Bu yazımda Özcan Işıklar’ın başka numaralarını yazacaktım.

Ama Cihangir Ağabey her şeyin önüne geçti.

Bu arada Özcan Işıklar “o adamın teki”nin belediyede hangi sıfat ve statüyle “çalıştığını (!)” ve aldığı “ücreti” artık açıklamak zorundadır.

İkincisi…

Özcan Işıklar’ın bu saatten sonra CHP’ye katılmayacağı CHP’li olamayacağı iyice netleşmiştir.

Çünkü diğer her şey bir yana, her iş de olduğu gibi, CHP’li olmanın da bir estetiği, bir şıklığı vardır.

İşte bu yüzden şimdiye kadar sürekli “bağımsız” takılmıştı. Kendisine benim bir önerim olacak;

“Özcan AKP’ ye Katılsana!”

Bunu yaparsan, hem “seni anca orası paklar” tespiti hayat bulur,

Hem şu sıralar bir “fısıltı” halinde ortalıkta dolanıp duran o “söylenti” yi de ete kemiğe büründürmüş olursun.

Çürüyorsun Özcan Işıklar.

Seni, etrafına topladığın fetbazların “salgıladığı” nem çürütüyor.

Seni CHP’li seçmen seçti.

Etrafındaki politika esnafıyla fetbazlar değil.

Onlar zaten CHP’li değil!

 

RECEP TAYYİP VE ŞÜREKÂSI YÜCE DİVAN’DAN “YIRTMA” DERDİNDE

Bu artık o kadar belli oldu ki, bütün dengeleri alt üst olmuş bir biçimde, birinin akşam söylediklerini, diğeri ertesi gün öğle saatlerinde çürütüyor.

Nasıl mı? Hemen anlatalım;

21 Temmuz Çarşamba akşamı TRTHaber kanalında yayınlanan “Medya Müfettişi” programına katılan ve programı sunan kadının “trene bakmak” tan başka herhangi değişik bir insani refleks veya tepki göstermediği ve başından sonuna tam 1 saat “referandumda evet” propagandası yapan TRT’den de sorumlu devlet bakanı Bülent Arınç konuşmasının, “pardon” propagandasının bir yerinde, referandumun bir genel seçim olmadığını, çıkacak sonucun meclis aritmetiğini değiştirmeyeceğini halkımızın bilmesi ve görmesi gerektiğini söylemişti.

Ertesi gün öğleye doğru Recep Tayyip, kendisine uzatılan mikrofonlara, daha sonra da Bingöl konuşmasında “partim bu seçimden ikinci çıkarsa, çok iddialı konuşuyorum, siyaseti bırakırım” deyiverdi.

Buna göre;

1- Ya bunlar yukarıda anlattıklarımızdan da görüleceği üzere artık birbirlerinden haberleri olamayacak kadar ipin ucunu kaçırmışlar ve dengelerini kaybetmişlerdir,

2- ya da, özellikle Recep Tayyip’in içinde bulunduğu ruh halinin çerçevelediği o müthiş sıkıntının bir şekilde dışa vurumunu hep birlikte izlemekteyiz.

Recep Tayyip ve şürekâsı, artık yüce divan derdine düşmüştür, işin özü budur.

“Evet” i böylesine hayat memat boyutuna taşımış olmalarının altında bu yatmaktadır.

Cumhuriyet devletinin elinde kalan son kalelerden biri olan Anayasa Mahkemesi’ne ve dolayısıyla da HSYK’ya sözüm ona demokratik bir şekil verme için değildir bunca çaba.

Böyle düşünen varsa tamamiyle yanılıyordur.

Asıl çaba, yüce divandan “yırtmak”tır.

Daha geçenlerde Recep Tayyip, bütün AKP’ li vekilleri toplamış ve “Artık Deniz Baykal rehaveti bitti” dememiş miydi? Bu cümle boşuna kurulmuş bir cümle değildir. Önüne getirilen birtakım anket sonuçlarına bakarak böyle konuşmak zorunda kalmıştır Recep Tayyip.

Başta TRT ve şu an TMSF’nin elinde olan geniş bir medya grubuyla AKP’ye çok çok yakın “yandaş” değil artık “yalama” olmuş medya grubunun sabahtan akşama kadar 24 saat “evet” için canla başla çaba sarf etmelerinin nedeni Recep Tayyip ve şürekâsının yüce divan korkusudur.

Kendi meclis gruplarındaki “ağlama seansları”ndan tutun, yalama medyanın her gün, ordu ve yargıya küfretmelerine kadar ve de aslında referandumu bal gibi bir genel seçim olarak gördükleri halde tersini iddia ederek herkesin gözünün içine baka baka yalan söylemelerine kadar bütün yolları mübah sayma anlayış ve stratejilerinin gerisinde yatan işte bu büyük korkudur.

Ben en çok şunu merak ediyorum;

Bu satırların yazarı…,

Er Zekeriya Önge’yi öldürmediği halde öldürdüğü kabul edilerek yaşı tutmamasına rağmen idam edilen Erdal Eren’in, göz göre göre gelen bu katliamını engellemek için o dönem yurt içinde ve yurt dışında açılan imza kampanyası sürecinde, neredeyse bütün bir İzmir’i baştan aşağı günlerce dolaşarak imza toplamaya çalışmıştı.

30 sene sonra meclis grubunda toplu “ağlama seansları”na katılan Recep Tayyip acaba aynı süreçte, aynı zaman diliminde ne yapıyordu? O’ da imza toplamış ya da imza vermiş miydi sözgelimi…?

Diğer her şey bir yana, hani Allah’ın verdiği canı Allah alır deyip duruyorlar ya yüzlerce yıldır… Onun için soruyorum.

Yalanın sonu yok yani…

Yalan mı…?

 

DUBAİ ANLAŞMASI

Mesele şu:

Türkiye ile ABD arasında 22 Eylül 2003’te imzalanan bir “hibe” anlaşması var ve bu anlaşmanın içeriğini sadece hükümet biliyor, halkın ve o tarihten bu yana mecliste yer almış muhalefetin bu içerikten haberi yok. Bilgi edinmek adına yapılan bütün talepler de hükümet tarafından “gizlidir” diyerek geri çevrilmiş. Yani bir başka deyişle, hükümet bir başka ülkeyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına bir anlaşma imzalıyor ve bununla ilgili olarak meclise bilgi vermiyor.

Konuyu son Ordu mitinginde dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu “Dubai’de Ali Babacan, attığı imza ile Türkiye’ye ihanet etti mi etmedi mi? O senin Bakanın mı, değil mi? Sen bir milyar dolara Türkiye’yi pazarlamaya kalkıyorsun, sonra kalkıp ihanetten bahsediyorsun. Sen ülkeye ihanet ettin. Korkmuyorsan ihanetin belgesini açıkla. Niye gizliyorsun Dubai anlaşmasını. 1 milyar dolara ülke pazarlanır mı?" diyerek tekrar gündeme taşıyor.

Bunun üzerine Recep Tayyip, Kılıçdaroğlu’nun bu talebine cevap vermek yerine tazminat davası açıyor ve işte zurnayı da tam da bu noktada “zart”latıyor.

Niye mi? Kılıçdaroğlu’nun talebi belki de bu yolla cevap bulacak çünkü.

Yani herkesin merakla beklediği o açıklama, büyük bir olasılıkla bir mahkeme talebiyle gün ışığına çıkacak.

Bu arada hemen belirtelim, Dışişlerinden gelen bir açıklamada, söz konusu anlaşma metninde yer alan Irak’a tek taraflı asker gönderme eyleminin anlaşmayı tamamen bozacak bir girişim olduğu ibaresinin yer almış olmasına rağmen, bu maddenin sadece ABD’yi bağladığı, Türkiye’yi ilgilendirmediği söylendi. Ne komik değil mi?

Bu gelişmeleri şimdilik bir kenara koyalım ve size 9 maddelik bir başka anlaşmadan söz edelim.

Abdullah Gül’ün başbakan olduğu 3 Nisan 2003 günü, ABD’nin o dönemki Dışişleri bakanı Powell ile imzaladığı 2 sayfa, 9 maddelik bir anlaşma var. İçeriğine bir bakalım mı?

 

1-Türk ordusu bundan böyle hangi gerekçe ile olursa olsun, sınır ötesi harekette bulunmayacak.

2-PKK’ya karşı Türkiye’nin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekâtlar için, ABD askeri makamlarına bilgi verilecek.

3-Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri hareketlere, şartsız olarak üs ve taşıma kolaylığı sağlayacak. Askeri birlik verecek. Türk birliklerinin üst komuta yetkisi, ABD komutanlığına verilecek.

4-Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun gördüğü sayı ve kabiliyete indirilecek. Özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek. Savaş uçağı sayısı sınırlandırılacak.

5-Irak’ın kuzeyinde kurulan Kürt oluşumu Türkiye tarafından resmen tanınacak. Türk devletinin Kürt devletinin kuruluşunu savaş nedeni sayan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararlar kaldırılacak.

6-Af Yasası, PKK yöneticilerini de kapsayacak şekilde genişletilecek.

7-Türkiye dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter yapısını devrederek federasyon uygulamasına geçecek. Kamu Reformu ve Yerel Yönetimler Yasaları hızla çıkartılarak, Türkiye Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek.

8-Yunanistan’la sorunlar çözülecek. Kıbrıs’ta Denktaş devre dışı bırakılacak. Annan Planı kabul edilecek. Egede Yunan taleplerine esnek bir tutum takınılacak.

9-Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek. Sınır ticaretinde Ermenistan lehine düzenlemeler yapılacak.

 

İşte size bir anlaşma daha. Bu anlaşmayı onca “açıkla” talebine rağmen Abdullah Gül asla açıklamamıştı. Şimdi cumhurbaşkanı.

Açıklamanın içeriğine daha sonra ulaşılabilmiş ve Gül’de doğal olarak yalanlayamamıştı.

Şimdi sıra Dubai Anlaşmasında. Bakalım 22 Eylül 2003’te imzalanan ve 8,5 milyar dolar kredi için hangi tavizlerin verildiği 7 senedir bilinmeyen bu anlaşmanın altından ne çıkacak.

Ne çıkacağını Kılıçdaroğlu biliyor. Bunca celallenmesi de bundan.

 

TRT

Kurulduğundan bu yana hiç bu kadar tarafsızlığını yitirmemişti.

Hiç bu kadar ipin ucunu kaçırmamıştı.

Ve partizanlığı hiç bu kadar abartmamıştı.

Zaman, Yeni Şafak, Vakit, Bugün, Star, Sabah gibi gazetelerle, STV, Kanal7, Cine5, ATVgibi televizyon kanallarında kendilerine yer bulmuş ve tek işleri orduya, yargıya, üniversiteye ve Anayasa Mahkemesi’ne saldırmak olan sözüm ona “medya mensupları” nın önemli bir bölümünü istihdam ederek yeniden şekillendikten sonra bir de Bülent Arınç’a bağlanan bu devlet kurumu en sonunda RTÜK’ten bir UYARI aldı!

Bu durumla TRT tarihinde ilk kez karşılaşılıyor.

Utanmak lazım. Arlanmak için bu şart çünkü.

Önce ve her şeyden öte UTANMALARI lazım!

Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Ağustos 2010 21:50
 

Yorum ekle

Sizde Yorum Yapın... SESSİZ KALMAYIN!!!


Güvenlik kodu
Yenile